-Değerli Hocam iki sürpriz kitap yayınladınız. Felsefede İlerleme ve Çağdaşlaşma Kavramları ve Felsefede Kültür Kavramı ve Kültür-Dil-Ulus İlişkisi. Bunlar başlangıç mı?

- Felsefede Kültür Kavramı ve Kültür-Dil-Ulus İlişkisi kitabım ile ülkemizde konuya ilişkin tartışmanın felsefi temellerini belirginleştirmek istedim. Kültür kavramını ve kültür-dil-ulus ilişkisini irdelemeye, kültür felsefesinin kurucusu Johann Gottfried Herder ile başladım. Atatürk’ün Hasan Cemil’e yazdırttığı ve bu kişinin 1. Tarih Kurultayı’nda (1932) bildiri olarak sunduğu Ege Uygarlığının Köklerine Genel Bakış adlı bildiriden, Atatürk’ün de Herder’i okuduğu ve çok doğru yorumladığı anlaşılmaktadır.

Kültür ile dil ilişkisine gelince: Üretilen her türlü kültürel ürün, dilde adlandırılır, saklanır; dil dolayımı ile aktarılır ve böylece süreklileşir. Söz konusu nedenle, dil ile kültür arasında karşılıklı bir belirlenim ilişkisi vardır. Bir başka anlatımla, dilsiz kültür, kültürsüz dil olmaz. Ayrıca, dil, kültürü biriktirir ve böylece tarihi de oluşturur. Bu nedenle, Hegel “düşünce geliştiremeyen ve bunları öz dilinde anlatamayan bir halk, dünya tarihinde varlığını sürdüremez”, demiştir.

Felsefede İlerleme ve Çağdaşlaşma Kavramları kitabımla ilgili şu saptamayı yapmak isterim: Çağdaş Türkiye’de Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Cumhuriyet Devrimlerinin düşünsel kaynağı ve ereği, toplumsal-kültürel ilerleme ve çağdaşlaşma olmuştur. Bu iki kavramın felsefi dayanaklarını belirginleştirmeyi denedim; çünkü yine Hegel’in in deyişiyle, ilerleme gerçekleştiremeyen bir ulus, dünya tarihinde yer alamaz. Söz konusu nedenlerle, anılan kavramları tinsel gerekçeleriyle birlikte güncelleştirmek, bilimin gereği olduğu denli, Atatürk’e de borcumuzdur.       

-Kitapların ara başlıkları oldukça fazla. Fethi Naci'nin yönettiği '100 soruda' dizisini anımsatıyor bana. Bu ağır konuları yazarken nasıl bir yöntem izlediniz. Bunda amacınız neydi?

Felsefede İlerleme ve Çağdaşlaşma Kavramları (Satın al)

- Bir önceki soruya verdiğim yanıt, bu kitapları yazma amacımı da belli ölçülerde açıklayabilir. İzlediğim yöntemi ise, konuya ilişkin bilgi birikiminin oluşumunun tarihsel sıralamasını gözeterek, kitapta yer verdiğim filozofların öznel katkılarını ve bunlar arasındaki etkileşimi de gözeterek, eleştirel ayrımlaştırma ve yorumlama olarak nitelendirebilirim.  

-Bu oldukça duyarlı klasik görünen, ama güncel konuları Antonio Gramschi dışında daha çok Herder, Kant, Hegel, Nietzsche, Marx, Bloch, Habermas, Weber, Benjamin, Adorno gibi Alman düşünürler üzerinden tartışıyorsunuz? Acaba neden?

Yanıt: Nedenleri şöyle açıklayabilirim: Birincisi, anılan filozoflar, kültür-dil-ulus ilişkisini felsefede dizgeleştirmiştir. İkincisi, bu filozofların kavramlaştırmalarının, bazı Türkçe çevirilerde yeterince doğru aktarılmadığına rastladım. Söz konusu nedenle, irdelememi yalnızca Almanca özgün metinlere dayandırmayı gerekli gördüm. Yaptığım bütün Türkçe kavramlaştırmanın sorumluluğunu ben taşıyorum.   

-Herder'in Doğu ve Batı'yı ayıran ölçütlerini niçin eleştiriyorsunuz?

- Herder’in İnsanlığın Oluşum Tarihinin Felsefesi kitabında geliştirdiği düşünceler önemlidir; ancak Türkiye açısından bunları ayrıştırmak ve eleştirel değerlendirmek gerekir. Çünkü bu filozof, şiddet, yıkım ve öldürüm gibi kavramları salt Doğu’ya özgü gibi serimler. “Hiçbir Doğulu, insanlık bakımından iyi bir yapı taşımaz” genellemesi buna örnek gösterilebilir. Atatürk’ün de okuduğunu ve irdelediğini dile getirdiğim İnsanlık tarihinin Felsefesine İlişkin Düşünceler kitabında benzer önyargıların yanı sıra, tutarlı belirlemeler de vardır. “Küçük Asya/Anadolu, Yunanistan’ın anasıdır” tümcesi, bu bağlamda anılabilir.

-Kültür gibi tanımı oldukça tartışmalı kavramı ortaya çıkaran başlıca etmen sizce nedir?

-İnsan, toplumsal-kültürel yaşamda var olabilmek için çalışmak zorundadır. Çalışma, insanın tinsel yeteneğini de etkenleştirir; insanı başkalarıyla bir araya getirir. Marx’ın deyişiyle, üretim, etkileşimdir. Böylece, tekil insan hem toplumsallaşır, hem de bireyleşir. İnsanın çalışması, bedensel ve tinsel gücünü etkenleştirmesi, toplumsal süreçte başkalarıyla eşgüdüm ve eytişim içine girmesi, kültürü geliştiren başlıca kaynaktır. Yaşamsal gereksinmeleri giderme süreci, aynı zamanda yeni gereksinme duyumsama yeterliliğini de geliştirir. Bu, kültüre yeni nitelikler ve boyutlar kazandırır. 

-'Kavrayan düşünce' derken ne demek istiyorsunuz?

-Düşünme etkinleşmedir, karşılaşılan sorunları çözme girişimidir. Özellikle bir şeyin nedenini, özünü ve işlevini, diyesi, belirlenimini kavramaya yönelik düşünme, aynı zamanda özgürleşme etkenliğidir. Düşünme üzerine düşünmeyi de kapsayan düşünsel etkenlik ise, düşünümdür. Düşünüm kavramını, Batı dillerindeki refleksiyon için kullanıyorum. Düşünüm, Hegel’in deyişiyle, çift özgürleşmedir. 

-Bir kültürel üstünlükten söz edebilir miyiz? Avrupa kültürü 'görünürde' demokratikleşmeyi mi önerir yoksa özünde zorbalık mı üretir?

-Her kültür, değerler ve değersizlikler içerir. Zaman olur, bazı kültürlerde değerler, bazılarında ise, değersizlikler öne çıkar. Dolayısıyla, her kültür hem uygarlaşma, hem de barbarlaşma eğilimini içinde taşır. Bu ilke, Avrupa ülkeleri ve kültürleri için de geçerlidir. Yahudi kökenli bir Alman olan Theodor Adorno’nun “en ileri kültür bile her an barbarlığa düşebilir” sözü, hem bugün İsrail’in Filistinlilere uyguladığı barbarlığı, hem de her kültüre karşı eleştirel yaklaşımın gerekliliğini açıklar. Ayrıca, özellikle Leibnitz, Kant, Hegel hatta görece olarak Engels ve Marx’ta da Avrupa kültürünün üstünlüğü savı görülebilir. Bunları Avrupa Felsefesinde Oryantalizm ve Türk İmgesi kitabımda ayrıntılandırdım.   

Felsefede Kültür Kavramı ve Kültür-Dil-Ulus İlişkisi (Satın al)

-'İlerleme' kavramı sizi niçin bu kadar ilgilendiriyor. Bu unutulmuş kavramı kitabınıza ad verecek kadar önemsemenizin amacı nedir?

-İlerleme kavramı, insanın, toplumun ve kültürün içkin eğilimi olmasına karşın, Türk toplumu çağdaş Türkiye’nin kurulmasına değin, düşünsel-tinsel anlamda ilerleme gerçekleştirememiştir. Bunun birçok nedeni vardır; ama kanımca en belirleyici neden, 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı yönetiminin Türkçeyi ve Türk kavramını önemsizleştirmesi, hatta aşağılamasıdır. Yapay bir dil olan Osmanlıcanın başatlaştırılması, dil parçalanmışlığına, dil parçalanmışlığı da düşünsel üretimsizliğe yol açmıştır. Söz konusu dil parçalanmışlığından ötürü, ilerlemenin itici gücü olan eleştirel düşünme, toplumsal yenilenme ve değişim bilinci yeterince gelişememiştir. Dil, bir toplumun bütünsel üretim yeteneğini ortaya çıkaran ve geliştiren bir dolayımdır.

Ayrıca, tüm toplumu kapsayan ilerleme, özgürlük ile olanaklıdır. Osmanlı döneminde özgürlük kavramı da belirginleşmemiştir. İnsanın insancılaşmasını sağlayan değerlerin toplamı anlamında ilerleme, Atatürk’ün önderliğinde ve kapsayıcılığında çağdaş Türkiye’de gerçekleştirilmiştir. Marx’ın da vurguladığı gibi, ilerleme yenilenme ve devrimlerle gerçekleşir. Atatürk tam da bunu başarmıştır.    

-Teknolojinin baş döndürücü gelişmesinin ilerlemeyle ilgisi var mıdır?

-Bilim, teknolojiyi de kapsar. Dolayısıyla, insanlığın ve bilimin gelişimine koşut olarak teknoloji de gelişir. Bütün bunlar, toplumsal refahı yükseltir ve kültürel yaşamı kolaylaştırır. Öte yandan, teknolojik gelişim de eleştirel değerlendirilmek zorundadır. Örnek: Atomun parçalanması ve yapay zekâ/kavrayış hem insanlık yararına kullanılabilir, hem de yıkım ve öldürüm aracına dönüştürülebilir.    

-Özgürleşme ve ilerlemenin ilişkisi nedir?

-İnsanın belirlenimi, özgürleşmek ve insancılaşmaktır. Özgürleşme ve özerk bireye dönüşme düzeyi ya da yetkinliği ile ilerleme arasında dolaysız ve diyalektik bir ilişki vardır. Bu bakımdan, özgürleşme, ilerlemeyle, ilerlemeyse özgürleşme ile olanaklıdır. Baskıcı ve gerici anlayışla yönetilen hiçbir toplum ilerleyemez. Çağdaş Türkiye özgürleşme ve ilerleme diyalektiğini somutlaştıran bir örnektir. “Benim özyapım, özgürlük ve bağımsızlıktır” diyen ve bu ilkeyi tüm toplumsal-kültürel yaşama uygulayan Atatürk’ün yönetiminde olağanüstü bir ilerleme gerçekleştirilmiştir.    

-Çelişki ve eleştiriyi niçin önemsiyorsunuz? 

-Eleştiri ve özeleştiri kültürünün gelişimi, her türlü toplumsal yenilik ve devrimin kaynağıdır. Bu iki kavram, sorunları bilimsel ve akılcı yaklaşımla belirlemenin ve çözmenin kaynağıdır. Çelişki kavramı ise, her türlü toplumsal-kültürel sürece ve görüngüye içkindir. Bu ilke, özellikle Marx’ın dizgeleştirdiği diyalektik materyalist bilgi kuramında “karşıtların savaşımı ve birliği” olarak nitelendirilir. Çelişkilerin ya da karşıtlıkların savaşımı ve sonunda uyumlulaşması, her türlü ilerlemenin ve özgürleşmenin itici gücüdür. 

-Bu iki kitabı yazma nedeninizin Türkiye'nin kırk yıla yakın maddi ve manevi olarak neredeyse tüm enerjisini yutan 'Kürt sorunu' denen olguyla ilintisi var mıdır?

-Üniversiteyi ve doktorayı Almanya’da bitirdim, öğretim üyeliğini deneyimini bu ülkede edindim. Böyle olmasına karşın, Türkiye’de halkın sağladığı olanaklarla bilim yapmaya ve aldığımın karşılığını vermeye çalışıyorum. Elbette Türkiye’nin sorunları ve bunlara çözüm önerileri geliştirmek, var olan bilgi eksikliğinin ya da önyargıların giderilmesine katkı yapmak, başlıca amacımdır. İnsancıl Aydınlanma, her türlü bağımlılıktan kurtulmak ve insanlık değerlerini başatlaştırmak ile olanaklıdır. Bu bakımdan, Kürt sorunu, Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü içinde, eşit yurttaşlık, tolerans ve çoğulculuk ilkesiyle ele alınmalıdır. Bu bağlamda ayrılıkçılığın çözüm olmak bir yana, Kürt yurttaşlar için de yıkıma yol açacağının anlaşılması için, Marx’ın “Yahudi Sorunu” ve Engels’in “Panslavizm” yazılarını anımsatmak isterim.   

 -Başka hangi kitap çalışmalarınız var?

- Evet var. “Anadolu’da Çoğulculuk ve Tolerans” kitabımı genişlettim. Estetik felsefesi dizisini sürdürüyorum. Marx, Benjamin ve Adorno- Estetik ve Yazın kitabımı yayıma hazırladım. Şimdilerde Adorno’nun başyapıtları arasında yer almasına karşın, Türkiye’de pek bilinmeyen Estetik Kuramı kitabına ilişkin irdelememi bitirmek üzereyim. Böylece, Türkçede estetik kuramlarına ilişkin kavram örgüsünü de belirginleştirmeye katkı yapmaya özen gösterdim.

Teşekkür ederiz.

Ahmet Yıldız
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)